İstanbul’un Şehircilik Bağlamında Sorunları

1 sene önce yazıldı. Yazar:

Türkiye’nin en kalabalık kenti İstanbul, gün geçtikçe daha fazla göç alıyor. Tarihi bir kimliğe ve mistik bir ruha sahip olan bu kent yoğun nüfusu kaldırabilmek adına ise gün geçtikçe dönüşümlerle yenileniyor. Peki kentte şehircilik adına yaşanan değişimler kentin “ruhuna ve kimliğine” ne kadar uyuyor? Alanında uzman mimar ve şehir plancılarına İstanbul’daki kentsel dönüşümü, yeni yapıların mimarisini ve kentin eleştirilere maruz kalan şehircilik vizyonunu sorduk…
‘Kentsel dönüşüm hastalıklı ilerliyor’

Uluslararası Mimarlık Akademisi Bölge Başkanı Y. Müh. Mimar Kentbilimci Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp

İstanbul’da şehircilik, şehir planlama ve kentsel tasarım konusunda bilim ve sanattan uzak maalesef. Tarihi, çevresel ve doğal değerlerimiz plansız çalışmalarla bir bir yitiriliyor. Kentsel dönüşüm ve yenileme süreci hastalıklı biçimde ilerliyor. Bu nedenle de kent dokusu bozuluyor ve hala deprem karşısında korkumuz devam ediyor. Gözbebeğimiz Istanbul süratle kimliğini kaybediyor ve çölleşme eğilimine giriyor. Şehircilik ve mimarlık bilim ve sanatının bir ‘kültür olgusu’ olduğu gerçeği tümüyle yitirildi. Unutulmamalıdır ki ‘Bir toplumun ulaştığı medeniyet seviyesi şehirlerinin görüntüsüyle doğrudan orantılıdır’.

‘O eski İstanbul’u derste anlatıyoruz’

Mimar Afife Batur

Benim mesleğe başlarken çalıştığım İstanbul artık yok. Artık daha yeni yetme bir kent var. Biz o eski İstanbul’u sadece konferanslarda derslerde anlatıyoruz. Şehir planlaması ve mimari açıdan hatalı işler var. Bu hataları Roma’da olduğu gibi modern tabir edilen yapıları şehrin dışına iterek telafi edebiliriz. Aksi halde İstanbul’un göbeğindeki gökdelenler İstanbul’un çizgisine ve tarihi dokusuna aykırı. İstanbul gelişip büyüyor metro hatları yapılıyor bu çok güzel. Ama güzel işleri yaparken bir yandan da varolan dokuyu tahrip etmemek gerek. Kentin kimliği zedeleniyor.

‘İstanbul için en iyi şey raylı sistem’

Akif Burak Atlar-TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Sekreteri

50 yıl önce 1 milyon civarında olan kent nüfusu bugün 14 milyonun üzerinde. Bu kontrolsüz büyüme beraberinde kontrolsüz bir kentleşme getirdi. Türkiye’nin ve hatta dünyanın her yerinde kentler sürekli olarak yapısal değişiklikler gösterir. Ama İstanbul ruhu olan bir kent ve bu değişiklikler de bu ruha uygun olarak yapılmalı. Bu kentte yaşayan bir şehir plancısı olarak söylemeliyim ki tarihi Dolmabahçe siluetinde yükselen Gökkafes, İstanbul’da işlenmiş en büyük suçlardan biri olsa gerek. Ama elbette kentte söyleyebileceğimiz iyi örnekler de var. Toplu ulaşımın, özellikle raylı sistemlerin geliştirilmesine yönelik yatırımlar ve bu anlamda atılan her adım olumludur. Marmaray projesi kısmen kullanıma açıldı ve her gün yüz binlerce kişiye Boğaz geçiş imkânı sağlıyor ama Halkalı-Gebze arasında hizmet vermesi gereken güzergâh henüz sadece 5 durak arasında çalışıyor ve güzergâhın tamamlanması sürekli ötelenmekte. Ulaşım yatırımları toplu ulaşıma yönelik raylı sistemlere yönlendirilmek yerine köprü, kavşak ve tünel gibi karayolu odaklı yatırımlara yönlendirilince atılan doğru adımları da konuşamıyoruz haliyle. Üç yanlışın bir doğruyu götürmesi gibi…

‘Sadece barınmayı amaçlayan kentler ’

Doç . Dr. Murat Yıldız GTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi

Yüzyıllar boyu yaşadıkları deneyimlerle şekillenen kentler, özgün karakterine uygun olduğu tartışılan yap ılarla donatılmaktadır. Yüksek katlı kimliksiz yapılaşmalar, kentlerin yeni kimlikleri olarak karşımıza çıkıyor! Sonuç olarak; Kentliye “kentte yaşamak ” adına bir değer katmaktan uzak, mimari estetik ve değerleri dikkate almayan yapılaşmalarla sadece “barınma”yı amaçlayan bir kentsel gelişmey le yüz yüzeyiz!

‘Sorun gökdelen değil, nerede bulunduğu’

İstanbul Üniversitesi Kentleşme ve Çevre Bölümü Öğretim Üyesi-Şehir Plancısı Doç .Dr. P. Pınar Özden Biz şehir plancıları olarak maalesef inisiyatif alamıyoruz. Kararlar tepeden gelme şekilde uygulanıyor. Geçmişe saygı duyan, kimliğe ve belleğe sahip çıkan kentler yaratılmalı. Gökdelende çok tartışılan bir konu ama küreselleşmenin sonucu olarak yapılabilir. İstanbul özel bir kent ve çalışmalar bu özel kente uygun yapılmalı.

‘İstanbul ruhunu kaybetti diyemem’

Mimar Sinan Genim

İstanbul’da şehircilik uzun zamandır kendi haline bırakılmış durumda. Bu da İstanbul’un kimliğini değiştirdi. Ama bir Paris bir Londra ile kıyaslayamayız. Dünya şehirlerine baktığımızda İstanbul yine daha şanslı hatta Mexico City’ye bakarsak da bir cennet. İstanbul’a ruhunu kaybetti diyemem çünkü İstanbul Beyoğlu’dur Fatih ve Eyüp’tür. Sadece ilçelerde nüfus yoğunlaştı ve bu da daha fazla konutlaşma ihtiyacı doğuruyor.. Her şeye bir eleştiri getiriliyor ama çözüm nerede? Eleştiriler arttıkça da fikir üreten azalıyor. Yapı içinde yaşayan mutluysa o yapı iyi yapıdır ve şehre rengini veren kaostur. Kaybettiğimiz çeşitliliktir. Ama 18. ve 19. yüzyıldaki ruh canlandırılmaya çalışılıyor diyebiliriz.

‘Bu nüfusla planlama zor’

Haliç Metro Geçiş Köprüsü’nün Mimarı Hakan Kıran Bugün yapılan aslında bir dönüşüm değil. Sadece şu an İstanbul’un yoğun nüfusunu karşılamak için yapılan bir mücadele var. İstanbul’un ruhuna uygun yapılanmalar maalesef yok. Yapılar maalesef bu ruhtan ve kimlikten uzak yapılar. Çünkü biz plansız yapıların üzerine dönüşüm diye yenileme yapıyoruz. Bu nüfusla İstanbul’da planlama yapmak zor, ki İstanbul’un büyük bölümü Anadolu’nun kopya hali ve bu da İstanbul’daki mimariye yansıyor ve İstanbul’un kimliğinin kaybolmasına neden oluyor.

Kategori:
Haber

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Mimari Medya