Gözü Korkan Hevesli Bir Mimar Adayı..

4 sene önce yazıldı. Yazar:

Epeydir gelen sorulardan paylaşımlarda bulunmuyordum.Gelen sorular birbirinden güzel ama budefa arkadaşımızın biri gerçekten harika yakınmalarda ve felsefelerde bulunmuş..İşte kelimesi kelimesine gelen soru ve yanıtımız..

İleti Gövdesi:
İyigünler, öncelikle kendim hakkımda kısa birözet geçmem gerekirse bu sene mimarlığı kazandım.İdealim mimarlık okumaktı.3ds Max, Vray ve bunun yanında birkaç programı yaklaşık 5 yıldır kullanıyorum.Geçmişte yapılanların aksine yaşanabilir mekanlar yaratmayı seviyorum.

Faydalı ve güzel bir blog hazırlmışsınız.Okul boyunca da takipte kalıcağım.Sorularıma gelicek olursak, maaş konusundaki hemen hemen bütün yazılarınızda düşük bir fiyat aralığı belirlemişsiniz ve 10 yıllık bir zaman dilimi koymuşsunuz.Bu kadar popüler ve zor bir meslek olmasına rağmen neden bu kadar işçi muamelesi yapılıyor.Daha önemlisi bu böyle mi devam edicek.Devlete girip memur kalmak mı bunun tek çözümü?Meslek hayatında kendi işinde mi yükselmek daha kolaydır yoksa bir şirket bünyesinde mi?

Ayrıca mimarlık okumak masraflı mıdır?Gerektiğinde her ödevi düzenli olarak yapan biri olduğumuzu düşünelim, yine de o genel kanıyla studyodan çıkmayan kafein bağımlısı öğrenci durumuna mı düşmek zorunda kalıcaz?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.

Cevabımıza geçecek olursak…
   Merhabalar..Güzel sözleriniz için teşekkür ediyorum öncelikle..Kendinizi ve mimarlık hakkında düşüncelerinizi harika ifade etmişsiniz.Sizi çok iyi anlıyorum ve bunları benimle paylaştığınız için de ayrıca teşekkür ediyorum.

   5 yıldır görselleştirme işi yaptığınızı belirtmişsiniz.Bu size mükemmel bir deneyim kazandırmak için yeter ve artar bile.Artık süperior görseller hazırlayabilecek durumdasınız demektir.Bu da size freelance işler alarak ayda ortalama 1000 – 3000 tl ekstra para kazanabileceğiniz anlamına geliyor.Yaşanabilir mekanlar tasarlamak konusunda özgüveniniz ve istekliliğiniz de ayrıca büyüleyici doğrusu.Ancak kendi sözlerinizi ve kendi fikirlerinizi karşıya kabul ettirebilecek bir dil ve ifade yöntemleri ile zengin ve geniz bir çevreniz olması gerekliliği de kaçınılmaz bir gerçekliktir.
   Maaş konusunda söylediklerim malesef doğru..Diğer mimarlık bloglarını ve forumları da incelerseniz söylediklerime ister istemez hak vereceksiniz.Ne için çalışıyoruz?.Sonuçta elbette cevaplar arasında para kazanmak ta vardır kime sorarsanız sorun..Para kazanmak bence biraz da şans işi olmakla beraber yüksek proje çizim fiyat kırımları , kötü koşullara rağmen başvurusuna olumlu yanıt veren patronlara göz kırpan genç meslektaşlarımız , mimar sayısının inanılmaz artması , niteliksiz yapıların artması , tüketen toplum olmamız , yeni açılan fakültelerin niteliksiz yahut para karşılığı diploma vermesi , meslektaşlarımızın cüzzi miktarlar karşısında ”diploma fuhuşu” (şantiyesini görmeden şantiye şefliği , evrak inşaat görmeden yapı denetim firmalarında yardımcı denetçi ve denetçi kimliğinde çalışmaları (diplomalarını kiralamaları) ) , gibi sebeplerden dolayı mimarlık bence artık eskisi kadar saygın ve para kazanan bir meslek konumunda değil..İyi bir garson , 6 -7 yıllık bir hamam tellağı , 20 yıllık bir öğretmen , yeri güzel bir büfe , yeni mezun bir diş hekimi , herhangi bir eczacı  emin ol ilk 10 yıla kadar mimarlık mesleğine sahip bir kişiden daha fazla para kazanıyordur!.Bu tümü için olmasa bile emin ol % 5 ‘lik bir istisnası mevcuttur..
   Bu kadar popüler ve zor bir meslek olmasına rağmen neden bu kadar işçi muamelesi yapılıyor soruna gelecek olursak, çünkü mimar sayıs fazlalaştı piyasadaki işleri hep köşeyi kapan kodaman firmalar alıyor ve yüksek kırım oranlarına bakan bir iş yapma hevesi bulunuyor.Bana inan faturasına proje çizen ve 3 boyut çizimlerini ve görselleştirmeleri de hediye eden mimarlık firmaları bile var..
   Bu böyle mi devam edecek sorun bence bu mailin en güzel sorusu..Evet durum kritik..Belirli koşulların altında çalışmamak ve refah düzeyini artırmak için tüm genç , işyeri sahibi olmayan mimarlar el birliği ile örgütlenmeli..Alternatif iş kapıları ve çalışma metodları aranmalı başka çaresi yok.Gerek mimarlar odası , gerekse büyük ofisler bu durumdan belki de habersiz..Haberdar olsalar bile emin ol durumlarından şikayetçi bile değillerdir.
   Meslekte başarılı olmak isteyen , iyi işlere imza atmak isteyen ve ileride birgün kendi işini yapmayı düşünen bir mimarlık öğrencisi şunları kafasına kesin surette koymalıdır :
– Mimarlığı sabah mesai saatiyle başlayan ve akşam olmasıyla biten bir masabaşı işi olarak görmemelidir.Bir yaşam felsefesi ve her an yaşamıyla bütünleşecek bir olgu olarak görmelidir.
– Para kazanmayı ilk amaç edinmemelidir.Çevresiyle uyumlu , tarihine selam çakan , iç mekan fonksiyonları takır takır işleyen  , kullanıcısını kucaklayan , farklı ve heyecan uyandıracak bir ruha sahip , sağlam yapılar üretmek amacında olmalıdır.Para zaten gelir.
– Fotoğrafçılığa , resime , heykele , sinemaya , operaya , tiyatroya , eskize , el sanatlarına , hat – ebru – şiir , musiki – müzik çeşitlerine , ideolojilere , siyasete , sanat tarihine  , mimarlık ve sanat akımlarına , teknolojiye , dünyanın herhangi bir yerinde mimarlık mesleğiyle ilgili gelişmelere uzak kalmamalıdır..
Bir söyleşide ‘‘mesleğini hobi haline getirmekten ya da hobisini mesleği haline getirmekten” bahsedilmişti.Bu gerçekten inanılmaz derecede doğru ve insanı başarıya ulaştırabilecek nitelikte tartışma götürmez bir olgudur.Söylediklerim kişilerden – mekanlardan ve kurumlardan bağımsız şeylerdi.Türkçe bilen veya translate – çeviri kullanan herkesi ilgilendirebilecek öznel ifadeler kullandım.Herkes aynı görüşte olmak zorunda değil , eminim katılmayan arkadaşlar da olacaktır.Görüş farklılığı en doğru gerçekleri görüp yorumlamasına yarar insanın..Farklı görüşlere her zaman kapımız açıktır..
Yaşantında başarılar diliyorum , sevgi ve saygılarımla..
Kategori:
Makale

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mimari Medya