Farklı Boyutlara Açılan Bir Proje: ‘Apartment – House’

4 hafta önce yazıldı. Yazar:

Mimar: Kochi Mimari Atölye      Sorumlu Mimar: Kazuyasu Kochi      Yer: Chiba, Japonya

Proje Alanı: 177 metrekare       Proje Yılı: 2014

Tek aileye ait bir evin yenilenme (renovasyon) projesi, farklı boyutlara ev sahipliği yapıyor.

İki katlı apartman; sekiz, küçük kiralık odasıyla Tokyo / Japonya’nın kenar mahallelerinde (banliyö) yer almaktadır. Bu eski, ahşap apartmanın odalarından, yarıdan fazlası boştu. Bu yüzden apartman sahibi, apartmanı yıkmaya ve ardından tek aileye ait (ebeveyn ve iki kızları) yeni bir ev inşa etmeye karar verdi.

Ancak proje mimarı, var olan yapıyı yıkmak yerine; iyileştirerek tek aileye ev sahipliği yapacak duruma getirmeyi teklif etti. Çünkü eğer yapı yıkılıp yenisi yapılırsa, mevcut bütçeyle, halihazırdaki yapının ancak yarısı kadar alan geri kazanılabilecekti. Bu da onlara düşündükleri gibi bir yarar sağlamayacaktı.

Japonya’da nüfusu azaltma süreci on yıl önce başladı. Buna bağlı olarak ev sahiplerinin sayısı da azaldı. Proje mimarının anlattıklarına göre, teorik olarak insanlar artık ikametgahlarında daha fazla alana sahip olma imkanına sahipler. Japon insanlarının az yer kaplayan alanlarda yaşama stili zamanla değişime uğradı. Mimara göre, çok sayıda insan için ayrılan, sınırlı alanlardan; daha az insan için düşünülen, bölünmüş alanların birleştirilmesi yönünde bir değişim var. Halbuki, müşteriler hala genel olarak alanları birçok odaya bölmenin peşindeler. Mimar, yeni evi; içindeki bölünmüş ve birleştirilmiş alanlar arasında sağlanan, iyi kurulmuş bir dengeyle hayal edip planladı. Böylelikle bölme işlemi, birleştirme işlemiyle birlikte hareket etmektedir. Sonuç, dinamik ve karmaşıklık içeren bir iç mekan olacaktır. Bu, inziva hissini kaybetmeden, tüm mekanların tecrübe edilmesine yarayacaktır.

Tasarım Süreci

‘Apartment – House’ adı verilen bu projedeki asıl amaç; bu küçük mimaride, yüksek yoğunluğa sahip oldukça çeşitli, zengin sahneler yaratabilmektir.

Tasarıma, daire içindeki sekiz odayla birden bağlantısı olabilecek bir boşluğun kesilmesiyle başlandı. Mevcut yapı, duvarlar ve zeminlerden oluşan; katı, üç boyutlu bir gridal sisteme sahipti. Bu grid, zaten iç mekanı otomatik olarak sekize bölüyordu. Bu grid sisteminden; üçgen, dörtgen, beşgen gibi iki boyutlu şekiller kesilip çıkarıldı. Kural olarak, bu iki boyutlu şekillerin, üç boyutlu gridi takip etmemesine dikkat edildi. Örneğin; bir üçgen şekil, birinci ve ikinci katlar arasında gridi kesecek şekilde çizilerek, X ve Y koordinat düzleminin ötesinde bir yere yerleştirildi. Sekiz odanın her biri, üç boyutlu gridin üzerinde; fakat iki boyutlu şekiller öyle değiller. Her bir iki boyutlu şekle, varlıklarını vurgulamak açısından, ‘dört renk teoremi’ne uyacak ve gridi takip etmeyecek şekilde canlı ve farklı renkler verildi. İçeride durduğunuz zaman, aynı mekanda, iki farklı türden boyutun (Perspektif görünüş) derinliğini hissedebiliyorsunuz.

Bu tasarım sürecinin sonucu, bir kübizmin resmini hatırlatan, iki ve üç boyut arasındaki perspektifin bozulmasıyla ortaya çıkan mekanın, farklı derinliklerini gözler önüne serdi. Üçgen ve dörtgenlerin bir araya getirildiği, örtüştürüldüğü veya birbirlerinin üstünde kesiştirildiği durumlar sayesinde, tek bir alanda, çeşitliliğin oluşturulduğu mekanları kolayca okumak mümkün.

Mimarlık üç boyut grid sisteminden elbette kaçamaz. Diğer yandan boyalar da iki boyuta mahkum olmaktan kurtulamaz. Sanat tarihinde, kübistler iki boyutlu tablolarında, ortaya çıkan uzayın derinliğini keşfettiler. Benzer şeklide, mimarlık da üç boyutlu mekanda, kendi var olan derinliğini keşfedebilir mi?

Kategori:
Haber

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mimari Medya