”Ani Bir Kararla Mimarlık Yazdım, Başka Bir Bölüme Geçmeli miyim?”

5 sene önce yazıldı. Yazar:

Bazen insanın duydukları , gördükleri yaşadıkları insanı yanıltabilir.Ya da gerçekten önceden erken uyarı sistemiymişçesine sinyaller de verebilir.Bir arkadaşımız

   Merhaba. Mimarlık birinci sınıf öğrencisiyim. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuyorum. Mimarlık bölümüne oldukça yüksek bir derece ile girdim, üniversite sınavında ilk bindeydim. Şu anda da ortalamam oldukça iyi, yaklaşık olarak 3.70. Tercih döneminde ani bir kararla mimarlık yazdım. Şu anda başka bir bölüme geçmem olası. Bunun sebebi şüphesiz ki gelecek kaygısı. Okuduğum bütün forumlarda mimarların inanılmaz az maaşlara çalıştıkları yazıyor. Şu ana kadar içinde bulunduğum pek çok şeyi başardım. Acaba iş hayatında da böyle yükselebilir miyim? Sizce başka bir bölüme, mesela bilgisayar mühendisliğine geçmeli miyim? Ne dersiniz?

 

Merhabalar..

İlgin için çok teşekkür ederim.Sorun çok güzel ve aynı zamanda çok manidar..

Türkiye’nin en güzel Üniversitelerinden birisinde bulunmaktasın.Hiç şüphesiz oldukça çalışkan , azimli ve aynı zamanda yanılmıyorsam hırslı bir kişiliğe sahip olduğunu tahmin ediyorum.Başka bir bölüme geçmek için erken davranmak en mantıklısı (eğer gerçekten geçmeyi düşünüyorsan tabi..) .Maaş , iş garantisi , prestij sağlayıcı projelerde çalışmak , çalıştığın işten keyif alarak iş hayatına devam etmen gibi faktörler herşeyden önce inancımıza göre tamamen kader..Sonrasında ise kişisel fırsatları değerlendirme yetisinden ibaret şeyler..
Maaş konusunda yeni mezun iken ”asgari ücret – 2000 tl” maaş aralığında iş bulman çok olası..(bugün emekçi, alın teriyle para kazanan günlükçü teyzelerimizin günde 100 tl çalıştıklarını düşündüğümüzde kıyaslamak pek zor değil..)
Mesleki deneyimin arttıkça alacağın maaş beyoğlunda simit satan bir amcayı da geçemeyecek çok büyük bir ihtimalle..Yani aşağı yukarı aylık 2500tl – 3500tl .
Yukarıdaki gibi rakamsal değerleri daha da teferruatlandırmak mümkün.Ancak oldukça kısır ve basit bir bakış açısının yansıması olarak cevaplanmış algısı hissettireceğinden ben kısaca başka yanıtlar vereceğim kardeşim.

1 ) Zengin olmak istiyorsan müteahhit ol! Mimar değil!

Mimarlığın sanatsı yanı oldukça fazladır.İşin içerisinde yalnızca para kazanma tutkusu , fabrikasyon projelendirme arzusu ve kolay yoldan ileriye ulaşmak , ün yapmak girdiği zaman mimarlık mereti küsüyor.Ve ilk 5 yıl inanılmaz zorluyor yolcusunu..Mimar , başkalarını mutlu edebilmek için kendi mutluluğunu hiçe sayar , başkalarını (müteahhitleri) zengin edebilmek için parayı düşünmez , hatta konuşmaz bile..

2 ) Egolarını tatmin etmek istiyorsan patron ol! Mimar değil!

Okul yıllarında hocaların egoya sahip olduğunu düşünürsün ancak meslek hayatına girdiğinde neyi neden yaptıklarını daha iyi anlarsın.Fakat patron olursan buna hemen ulaşırsın..

3 ) Prestij istiyorsan siyasete gir!Mimarlık okuma!

Çünkü meslek hayatına girdiğin ilk 10 yıl (belki daha fazla ) sürekli basit dandik dundik işler üreteceksin veya i,çerisinde olacaksın 🙂 .

4) Rahat , uyuyabileceğin , tatile gidebileceğin , zaman zaman izin alıp takılabileceğin bir meslek istiyorsan Yönetim kadrolarına devlete gir!Mimar olarak özelde çalışma!

 
Mimar tatil yapmaz..Tatilde bile son yaptığı işin muhasebesini yapar kafada..
Hakkında herşeyin hayırlısı olsun kardeşim.Bazı şeyleri erkenden düşünmek bazen kafayı boşa yormak evhamlanmak vesilesi olur iken bazen de bazı şeyleri erken düşünmek ilahi bir uyarı yahut tahmin sinyalizasyonu da yani alarm gibi de düşünülebilir..Yukarıda saydıklarım kişilerden ve mekanlardan bağımsız gördüklerimiz , duyduklarımız ve yaşadıklarımızdır…Peki herşeye rağmen nasıl oluyor da halen devam edilebiliyor bu gereksiz mesleğe 🙂 orası ise bir sır..Bir projeyi baştan aşağı bitirmenin verdiği mutluluk , yapıldığında yerinde ziyarete gitmen, o mekanı kullanan insanların tebessümleri belki de herşeyi siliyor..
Hayatta başarılar..
Kategori:
Makale

tarafından yorumlandı ”Ani Bir Kararla Mimarlık Yazdım, Başka Bir Bölüme Geçmeli miyim?”

  • Merhaba.
    Öncelikle mimarlıkla ilgili araştırma yaparken blogunuzu tesadüfen keşfettim ve e-mail adresini bulamadığım için mesajımı yorum olarak buraya yazıyorum. Daha önce bir yazıda da bir arkadaş benim durumumu özetlemiş gibi ama ben yine de kişisel olarak sizinle görüşmek, mesajlaşmak istedim. Daha önce de farklı mimarlara mesaj attım.
    Ben 11. sınıf öğrencisiyim, gelecek yıl üniversite sınavlarına gireceğim haliyle şimdiden stresi vs. az da olsa başladı. Liseye geçişte şehrimdeki fen lisesini kazanmıştım ama ilköğretiminden mezun olduğum özel okulun lisesinde burslu olarak okumayı tercih ettim. Derslerimin genel olarak -çalıştığım sürece- iyi olduğunu söyleyebilirim ve eğer azimle çalışırsam, bir aksilik olmazsa ve Allah nasip ederse üniversite sınavında da iyi bir puan yapabileceğime inanıyorum. Meslek seçimi, aslında beniim çocukluğumdan bu yana sürekli olarak olmak istediğim bir meslek yoktu. İlköğretim hayatım boyunca hatırladıklarım bilim adamı, yazarlık vs. Ama bir ara hatırlıyorum -tabi o zamanlar hiçbir fikrim yok ama- odamın kapısına asmıştım ‘Geleceğin Mimarı’ diye bir şey yazıp. Resim defterime bina tasarımları falan çizmiştim. Tabi çocukluk hevesiydi sanırım. Ortaokulda ise genelde ne olacağım sorusuna ilerde karar veririm dye geçiştiriyordum. Yine yazarlık vs tarzı şeylerdi. Yani bir çocukluk hayalim, yıllardır yaşattığım bir idealim yoktu. Sonra liseye geçtik, 9. sınıfta sınavdan yeni çıkmış olmanın gevşekliğiyle geçti, 10. sınıfta dersler zorlaştı, olayın farkına vardım hafiften. Bu yıl ise gerek okul, gerek dershane çoktan 12. sınıf havasına girdik. Ve her başarılı, sayısal öğrencisinin yaptığı gibi emeğim boşuna gitmesin, en rahat edeceğim vs. meslek olarak doktorluğu seçtim kendime. Hatta bir ara baya istiyordum, hala içimde bir iistek var. Ama düşününce doktorluğun beni çeken yanı doktor olmak. Yani bunun altına iinip, mesleğin genel işleyişi hakkında düşününce bana göre olmadığını fark ediyorum. Gerçi insan her şeye alışıyor derler ama. Karakterim gereği hasta insanlarla ilgilenmesi, onları tedavi etmesi, temas vs. yani çok itici geliyor. Mesela geçen hastaneye gitmem gerekti bir şekilde, alıcı gözüyle baktığımda yine hüsrana uğradım. Burda lafı uzatmaya gerek yok sanırım. Herkesin senelerdir neden tıp okumak istediği malum. Okumasına hiç girmiyorum. Hazırlık, altı yıl, tus, 4 yıl uzmanlık vs. Kalın kalın kitaplar yani düşşünüyorum gerçekten seveceğimi, isteyerek yapacağımı düşünsem o 10 yıl değil 20 yıl da okurum ama. Yani zamanla seveceğim tesellisi var. Tıplık hikayem budur.
    Sonraları meslek arayışına girdiğim zamanlar -mimarlık aklımın ucundan bile geçmiyordu- bir baktım mmarlık diye bir şey var. Ve sayısaldan gidiliyor, evet sayısaldan. Düşünün ben ona tmden gidildğini zannedecek kadar olaydan kopuktum. Ve son bir kaç aydır aralıklarla araştırıyorum. Arada kendimi ikna ediyorum hayor tıp okuyacağım diye sonra yine aklıma düşüyor. Yine çoğu arkadaşım sanatla ilgilenmez, kitap okumaz, müzik tarzları standarttır. Ama ben kendimi bildim bileli tüm bunlara ilgim var. Fark ettiyseniz çocukken falan da yazarlık tarzı şeyler istiyordum. Sayısal yeteneğim de var. Matematiği zaten seviyorum. Çizim deseniz yeteneğim var. Sonuç olarak hem sayısal yeteneğimi, hem kültürel imkanları birleştirebileceğim bir meslek. Çok hoşuma gitti. Tüm bunlar bi yana bir hastane ortamı yerine bir ofiste proje çizmek bana daha sıcak geliyor. Mutlu olacakmışım gibi hissediyorum. Üretmek, hayalindeki bir şeyin gerçekleşmesi. Çok hoş. Hatta bu ilgimden sonra binalara, inşaatlara daha dikkatli, daha ilgiyle bakmaya başladım. Ve baydım ama yine hoş bir duygu.
    Sanki hayatta yapmak istediklerimi, mutlu olacağım meslek buymuş gibi. Böyle hissediyorum. Sonra babama söylüyorum, hayır diyor. Tıp oku. Ya şöyle, böyle yok tıp oku. İşin iç yüzünü bilmiyor ve sanırım anlamak da istemiyor. Gerçi ben gerçekten istersem zorla yaptıracak bir insan da değil. Ama ben hala kararsızım, bunca yıl emek çektim, çalıştım, yurtta kalıyorum, ailem özel okula gönderdi. AKrabalarımın benden bir beklentisi var. Hnai yine bir hevesle, dıştan görünüşe aldanıp mimarlıkta çok pişman olmak gibi bir risk de var. Biliyorum rızkı veren Allah ama insanoğlu içiinde, kafasında bin bir türlü tilki dolanıyor. Yani durum şimdilik böyle benim daha yazacağım çok şey var ama cevabınıza göre tekrara yazayım. Yardımcı olup, tavsiyede bulunursanız sevinirim. Zaten şehrimdeki mimarlarla da görüşmeyi planlıyorum. Görüşmek üzere.

    santafeyz 24 Mayıs 2014 23:20
  • Merhaba ben mimarlık 2. Sınıf öğrencisiyim bu bölümü tercih ederken çok bilinçli değildim fakat suandabolumumu çok seviyorum. Fakat eğitim sistemini hala çözmüş değilim bu dönemki projeme gecemi gunduzumu verdim diğer fakat sonuç felaket ve anlayamadığım jurilerde hocalarim beni çok elestirmemekteler gelen nota bakıyorum çok kötü bu kadar basit olamaz aylarca harcanan emek hocaların beğenip begenmemesine bırakılamaz bu işin bir kriterinin olması gerektiğini düşünüyorum nerde hata yaptığımın gerçekten farkında değilim kendimi bir yandan gelistiriyorum sadece hocaların verdikleri ile yuruyecek bir iş değil bu. Ama eksik kalan taşı bulup yerine koyamiyorum ne yapmam gerekiyor benim

    BETÜL ALAN 14 Ocak 2015 22:19
  • Merhabalar..Yorumun için teşekkür ederim betül..Hocaları ve eğitim sistemini anlamaya çalışmak , yapılabilecek en büyük hataların başında geliyor bence.Kriterden kastın teknik anlamda ifade yöntemleri vs. ise bunların kriteri zaten mevcut.Ancak estetik ve göz zevkiyle alakalı konularda doğru ve güzel herkese göre değişmektedir.Sadece hocaların verdikleri ile elbette yürüyecek bir iş değil.Kendini geliştirmek için de elinden geleni yapmalısın.Yapman gereken tek şey şuan için sabredip okulun bitmesini beklemek ve köprü – dayı muhabbetine devam etmen 🙂

    Murat ERÇELEBİ 14 Ocak 2015 23:50
  • Sevgili ”geleceğin mimarı!”..Hayallerinden asla vazgeçmemeli insan..Ama her ne olursa olsun.En azından veren’den istemeyi iyi bilmeli diyorum.Biraz değil baya geç bir cevap oldu ama inanki yeni görüyorum 🙂 .Ne olmak istediğine iyi karar vermelisin.Bu noktada hobilerin ve yapmaktan keyif aldığın şeyler sana en iyi yol gösterici olacaktır.Bir bilge değilim, öyle bir gayretim de yok , olmayacakta.Ancak görünenleri yorumlayabilmek gibi herkeste olan bir yeteneğim var.Dolayısı ile sana hobini meslek edinmeni önereceğim.Para kazanabilmek konusunda herkes kısmetini yer.Kadere inanıyorsak ta bu böyle inanmıyorsak ta.Umuyorum ki sen inananlardansın.Çok kuruntulara düşmeyip severek yapabileceğin bir mesleği seçmen noktasında bir yorumum olacak..

    Murat ERÇELEBİ 14 Ocak 2015 23:57
  • merhabalar ben mimarlık 1. sınıfı bitirdim cok isteyerek geldigim bi bölümdü fakat yapılan jüriler elestiriler fazla istekler cok fazla sevkimi kırdı bu bölümde bi sonum var mı bitirebilecek dayanıklılıga sahipmiyim idrak edemiyorum ..bırakmakta istemiyorum cünkü mesela su an da tatildeyiz fakat ben cizim yapmayı projemi gelistirmeyi özlüyorum bol bol kendimi gelistirecek videoları mimarları projelerini inceliyorum kitaplar okuyorum.. ve bitirince bu kadar emege degecek yerlere gelebilecek miyim onun da suphesi var icimde..sizce bu kaygılar bi sevk kırılmaları normal mi dogru yolda olup olmadıgımı daha fazla neler yapmam gerektigini teknik alanda deil de hayal gücümü gelistirebilecegim önerileriniz var(mesela film gibi) merak ediyorum 🙂

    ayseee 21 Haziran 2015 17:01

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mimari Medya